7. Çakra

  1. çakra bizden daha geniş olan anlamları kavrayabildiğimiz aşamadır. 6. Çakranın zihinsel faaliyetlerini, daha geniş bir ruhsal anlayışla destekleyebiliriz artık. 7. Çakramız sağlamsa hayatımız anlam bulur, çok daha geniş bir bütünün bir parçası olduğumuz ve her bir canlının bizim gibi bu bütünün bir parçası olduğu farkındalığına sahip olabiliriz.

Eğer 7. Çakramız kapalıysa evrenle bağlantımız kapalı olduğundan hayat anlamsızlaşır ve mutsuzlaşır, işimiz gücümüz görünüşte iyi gidiyor bile olsa, derinden derine bir eksiklik hissiyatı yaşarız. Bağlantımızı kaybettiğimiz için hayatımızı olması gerektiği gibi yaşayamadığımız hissiyatı, derin bir suçluluk hissi doğurur.

  1. çakra açık ve dengeliyse olaylara bağlı olmayan varoluşçu bir mutluluk hissederiz. Her şey dingince olur ve akar… Olduğunuz yerde kendinizi hafif hafif gülümserken buluyorsanız bilin ki 7. Çakranız iyi durumda.

Bir arkadaşımın, banyo yaparken suya teşekkür eden bir kızı var… Her şeyin iyi olduğunu ve hayattaki her varlığın bir değeri olduğunu anlamış bu çocuk gerçekten de mutlu bir çocuk demektir!

Evrensel enerjilerle oyunlar oynayanlar, onların kendilerine anlattıklarını anne babalarına aktaranlar; önceki yaşamlarını hatırlayanlar, yetişkinlere hayatın anlamı, bu hayatta ne yapıyor olduğumuz gibi konularda söylev verenler… İşte bu çocukların hepsinin 7. Çakraları gayet iyi çalışıyor!

  1. çakra yaşam enerjimizi de besleyen çakradır. Neden mi? Bu çakra yoluyla bütüne bağlandığımızı ve anlam bulduğumuzu söylemiştim. Dolayısıyla Japonca’da ki, Çince’de çi, Hintçe’de prana gibi isimler alan evrensel yaşam enerjisiyle, bu çakra yoluyla bağlantı kurarız. Dolayısıyla da dengeli ve yaşamımızı kolaylıkla sürdürebilmemize, ruh halimizi yüksek tutmaya yetecek enerjiye sahip olabiliriz.
    7. çakranızın açık olmasını istiyorsanız spiritüel çalışmalar yapabilir, parçası olduğumuz bütünü idrak etmeye çalışabilirsiniz. Çocuklar doğal olarak evrenle daha kuvvetli bağlara sahiptirler. Bebekler, evrenle bağlantılı oldukları için bıngıldakları 2 yaşlarına kadar sertleşmez.

Tek yapmamız gereken çocukların bu doğal bağlarını kopartmamak. Örneğin tanıdığım bir annenin yapmış olduğu gibi, çocuğu meleğinin resmini yaptığında “Bunlar gerçek değil. Sakın bir daha çizme böyle şeyler!” dememek gerekir… Burada önemli olan çizdiği şeyin gerçek olup olmaması değil, çocuğun değer verdiği ve özen gösterdiği bir bağın, yetişkin tarafından değersizleştirilmesidir. Çocuk evrenle, Allah ile veya diğer evrensel enerjilerle ilgili sorular sorduğu zaman çocuğu korkutmamak ve suçlu hissettirmemek, onun yerine her zaman sevgi odaklı cevaplar vermek gerekir.

  1. çakrayı hem sizin, hem de çocuklarınız için desteklemenin bir diğer yolu egzersizdir. Yetişkinler olarak bu egzersizlerin çok yorucu olmamasına dikkat etmekte fayda var. Örneğin yürüyüşler, özellikle de doğada, yüzme ve Uzak Doğu sporları hem fiziki, hem enerji bedenini çalıştırdıkları için çok faydalıdır. Işık Çağı Çocuklarının çoğunluğu Uzak Doğu sporlarına doğal olarak yakınlık duyuyorlar. Çigong yapanı da var Tai Chi de. Özellikle erkek çocukların Aikido aşklarınaysa hayranım… Dolayısıyla zemin hazırken, biz yetişkinlere sadece ufak bir teşvik kalıyor bu konuda… Eğer çocuğunuz spor sevmiyorsa -bazı Kristallerde, Altın ve Yunus Çocuklarda olduğu gibi- onları yine de çok yorucu olmayan sporlar için teşvik edin derim.

Şebnem Nur Özkan

 

Bu site, sizler için sadece destek sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tedavi amacı güdülmemektedir. Fiziksel veya psikolojik bir rahatsızlığınız varsa tıbbi tedavi önerilmektedir.
Şebnem Nur Özkan’a ait olan site içerikleri referans gösterilerek paylaşılabilir. Onun haricinde değiştirilemez, kopyalanamaz ve tercüme edilemez.

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir