Kelebek ve Meşe Ağacı

Bir zamanlar küçük bir varlık, ormanın Babası olan Meşenin bir dalında dinleniyormuş. Küçük varlık zaman zaman iç çekerek ve zaman zaman biraz da ağlayarak orada oturuyormuş; küçük bedeni sanki görünmez bir ağırlığın altında neredeyse ezilir gibi. Sonunda büyük yaşlı Meşe buna daha fazla dayanamamış. Bir deve ait ama bir meltem gibi nazik bir sesle Meşe konuşmuş: “Küçük varlık, neyin var?”

Küçük varlık, bırakın üzerine tünediği ağaçtan, herhangi birisinden böylesine bir ilgi ve alaka gelmesine şaşırır. Soruyla birlikte hissettiği inanılmaz nezaketi, şefkati hissederek elinden geldiğince yanıt verir. Kelimeler ağzından serbest bırakılmayı bekleyen bir şu akıntısı gibi dökülüverir.

“Görmüyor musun, sadece.. yani sunu demek istiyorum.. emin değilim.. şey, bu tamamen doğru değil.”

“Ooo, yavaş ol küçük varlık” der Meşe, kararlı bir tonla, onu sakinleştirmeye çalışarak. “Bana söyleyeceğini söylemek için acele etmene gerek yok. Yüzyıllardır burada dikiliyorum, yanı hiç bir yere gitmiyorum. Neyle ilgili acı çektiğin konusunda biraz daha net olabilir misin? Böylelikle ‘neden’ kısmına, veya hiç değilse neden’in bir kısmına gelebiliriz.

Bu sözlerle bir şekilde sakinleşen küçük varlık yeni baştan başlar. “Şey, ne yönden bakarsam bakayım, hiç bir şey anlamlı değil. Yani nasıl desem.. Bundan daha farklı olacağından emindim.”

Meşe bu yorumu bir anlığına düşünür ve sorabileceği tek soruyu sorar: “Tam olarak neyin daha farklı olacağını düşünmüştün?”

Küçük varlık, ağacın önün için çok net ve açık olan bir şeyi göremediğini fark edince, düşüncelerinden bir anlığına kopar. “Bir kelebek olmanın tabii ki. Kelebek olmayı düşündüğüm zamanlarda sorunlarımın geçmişte kalacağını düşünürdüm ama hala herşey beni rahatsız ediyor.’ Küçük varlık bir sonraki söyleyeceklerini kimsenin duymaması için sesini alçaltır ve şöyle der:

“Çoğu zaman korku içindeyim. Düşünmüştüm ki, bir kelebek olduktan sonra bu korkularım artık olmayacak ama hala o korkulara sahibim! Hepsi bu da değil. Geçmiş beni çok rahatsız ediyor. Bir kelebek olarak önceki yaşamımın benim için bir sorun olmayacağına emindim halbuki.” Uzun Meşe ağacı küçük varlığa bakar ve o an nerede yanlışlık olduğunu anlar.

“Sık sık tökezler misin hayat yolunda?’ diye sorar Meşe.

Küçük varlık bir dakikalığına düşünür ve şöyle der: “Biliyor musun, evet tökezlerim. Aslına bakarsan çok sık tökezlerim.”

“Peki şunu söyle, sürekli aynı şeyleri düşünür durur musun?”

“Evet, aynı şeyleri düşünerek çok vakit harcarım!”

Ve kendi kendine engel olarak zaman harcar mısın?”

Bu üç sorunun ne kadar yerinde olduğundan şaşkına dönmüş küçük varlık, “Benim içimi okudun resmen! Benimle ilgili tüm söylediklerin doğru.” der.

“Peki” der Meşe. “Buradaki gizemi çözdüm galiba. Hakikaten yanıtı bilmek istediğine emin misin?”

“Tabii ki istiyorum” der küçük varlık, soruya şaşırmış bir şekilde. “Lütfen devam et.”

“Tamam o zaman’ der Meşe, dalına yapışık halde duran küçük varlık için vereceği ilacın ne kadar acı olabileceğini dikkatle tartarak..

“Sen henüz bir kelebek değilsin, sen hala bir tırtılsın.”

Alıntı

Videolar